Google Chromebook’tan Ümidi Kesince

Sanırım 3 yıl kadar önce Google, buluta entegre edilmiş donanım çözümü Chromebook’u görücüye çıkardı. Özel donanım bileşenlerinden oluşan Chromebook, ChromeOS adındaki bir işletim sistemi ile çalışacak ve kabaca sadece tarayıcısı olan hızlı, hafif, hesaplı ve güvenli bir dizüstü bilgisayar olacaktı. “Tam hayalimdeki taşınabilir bilgisayar” diye düşünerek “Chromebook Test Grubuna” dahil oldum. Test amaçlı Chromebook’lar dağıtılmaya başlandığında dağıtımın sadece Amerika içine yapılabileceği haberi ile ufak çaplı bir hayal kırıklığı yaşadım. Buna rağmen, ürün Avrupa ve Türkiye pazarına girdiğinde alırım diyerek sabırla projenin gelişimini takip ettim.

Geçen aylarda katıldığım Chrome Developer Day’de Chromebook hakkında tek kelime edilmeyince bu projenin yavaş yavaş rafa kalkacağına olan inancım arttı. Hafif, hızlı güvenebileceğim bir taşınabilir bilgisayar arayışım devam ediyordu. Evde ve işte Ubuntu 11.04 yüklü masaüstü terminaller kullanıyordum ve halimden de memnundum. Taşınabilirlik noktasında ise Samsung Galaxy Tab 7″ ve derslerde de yine Ubuntu 11.04 kurulu olan emektar Asus EEEPC 900 genel ihtiyaçlarımı karşılıyordu. Ancak tahmin edersiniz ki ofis ya da ev dışında celeron işlemciye bir netbook ve Android tabanlı bir tablet ile pek bir şey yapmak mümkün olmuyordu.

Durum yukarıda belirttiğim şekilde devam ederken bir yandan da iOS ortamında bazı çalışmaları yapma ihtiyacı baş göstermeye başladı. Windows’un zorunlu olduğu nadir durumlarda (Bir FLA dosyası üzerinde güncelleme yapılacaksa) Virtual Box üzerine kurulu Win 7 ile rahatlıkla istediğim düzenlemeleri yapabiliyordum. Ancak örneğin iBook Author ve benzeri MacOS üzerinde koşan yazılımlar konusunda bir çözüm üretemiyordum.

Ana çalışma platformu olarak Ubuntu, ihtiyaç dahilinde sanal makinada Windows ve diğer Linux dağıtımları, mobil tarayıcı gerektiren durumlarda ise Android tabanlı cihazlar ile önemli bir kapsama alanına sahip durumdaydım. Chromebook’tan ümidi kesince taşınabilir  bilgisayar boşluğunu da Macbook Air ile kapatmaya karar verdim. Bu şekilde her platformda çözüm üretebilecek bir yapıya kavuşmuş oldum. Geçen bir yıl içinde buluta taşınmış olmanında avantajlarını bu yeni yapılanmada bir kez daha gördüm.

Ubuntu ve masaüstü çalışma rahatlığından vazgeçebileceğimi zannetmiyorum. Özellikle uygulama geliştirme konusundan Linux tabanlı sistemlerin yerine bir şey koyma ihtiyacı hissedeceğimi düşünmüyorum. Apple’ın yazılım ve donanım konusundaki uyumuna ve cihaz estetiği açısından kat ettiği mesafeye de saygım sonsuz. Bu açıdan bir Mac edinmiş olmaktan da mutluyum. Özellikle Fotoğraf, Video ve Müzik konsundaki çalışmaları MacOS üzerine kaydırıp diğer tüm geliştirme faaliyetlerini Linux üzerinde devam ettirmeyi düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WordPress gururla sunar | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Yukarı ↑