Geçtiğimiz ay Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Türkiye’nin Yapay Zekâ Vizyonu’na katkı sağlanması için bir çağrıda bulundu ve bu çağrıyı https://yapayzekavizyonu.sanayi.gov.tr adresinden duyurarak vatandaşların görüşlerini aktarabileceği bir platform sundu. Ben de “Kamu Malı Kültürel Mirasa Açık Erişim” kavramının YZ teknolojileri açısından çok önemli olduğunu belirten görüşümü platform üzerinden aktardım. Sağlanan katkıların ne ölçüde vizyona yansıtılacağını bilemiyorum o açıdan tarihe not düşmek için kendi Web sitemde de yayınlamak istedim.
Başlık
Kamu Malı Kültürel Mirasa Açık Erişim & Yapay Zekâ
Amaç
Kamu malı kültürel mirasa açık erişim, Yapay Zekânın (YZ) sadece teknik bir araç olmanın ötesine geçerek kültürel bağlamı, tarihsel derinliği ve sanatsal nüansları kavrayabilmesi için çok önemlidir. Telif haklarından ari olan bu geniş ve nitelikli veri setleri; YZ modellerinin daha kapsayıcı, yerel değerlere duyarlı ve yanlılıktan uzak bir şekilde eğitilmesine olanak tanıyarak insanlığın ortak belleğinin dijital evrende doğru temsil edilmesini sağlar. Özellikle büyük dil modelleri ve görsel üretim araçları için “yasal engeli bulunmayan” bu yüksek kaliteli materyaller, geçmişin birikimini geleceğin algoritmalarıyla birleştirir; böylece kültürel mirasın korunması, restorasyonu ve akademik araştırmaların derinleştirilmesi süreçlerinde YZ’yi insanlığın en güçlü dijital ortağı haline getirir. Bu bağlamda kamu malı kültürel mirasa açık erişim “Türkiye’nin Yapay Zekâ Vizyonu” içinde mutlaka yer almalıdır ve bu konudaki görüşlerimi paylaşım amacı budur.
Kapsam ve Gerekçe
Eğer Türkiye Cumhuriyeti kamu malı niteliği taşıyan kültürel mirasını açık erişime sunmazsa, diğer ülkeler ile ihtilaflı olduğu konularda büyük dil modellerinin Türkiye Cumhuriyetine karşı önyargılı ve yanlı tutumu ile karşı karşıya kalabilir.
Yukarıda tek bir cümle ile özetlemeye çalıştığım konuyu aşağıda maddeler halinde detaylandırmaya çalışacağım:
1. Temsiliyet Boşluğu
Büyük dil modelleri, özünde devasa istatistiksel aynalardır; eğitim setlerinde ne kadar çok yer alırsanız, o kadar doğru temsil edilirsiniz. Eğer Türkiye Cumhuriyeti’ne ait kamu malı niteliğindeki arşivler, tarihi belgeler ve kültürel veriler dijital ortamda açık erişime sunulmazsa, bu modeller Türkiye’nin tarihini ve tezlerini, Türkiye’nin kendi kaynaklarından değil, bu verileri dijitalleştirip dünyaya açmış olan “diğer” odakların perspektifinden öğrenir. Bu durum, modelin Türkiye hakkındaki bilgi dağarcığında devasa bir boşluk yaratır ve YZ sistemlerinin Türkiye’yi sadece dışarıdan bir gözle, çoğu zaman eksik veya çarpıtılmış bir dille tanımlamasına yol açar.
2. Algoritmik Yanlılık ve “Dijital Tarih Yazımı”
YZ, ihtilaflı bir konu hakkında kendisine soru sorulduğunda “gerçeği” aramaz; elindeki veri setinde en yüksek olasılığa sahip olan anlatıyı sunar. Türkiye’nin kamu malı verilerinin kapalı tutulması, BDM’lerin eğitiminde uluslararası arenadaki rakip görüşlerin veya yanlı akademik çalışmaların baskın hale gelmesine neden olur. Sonuç olarak YZ, Türkiye’nin haklı olduğu konularda bile, sadece karşı tarafın verisiyle eğitildiği için istatistiksel olarak karşı tarafın argümanlarını “doğru” kabul eder. Bu durum, geleceğin dijital dünyasında Türkiye’nin kendi tarihini ve tezlerini savunmasını imkansız kılan bir algoritmik önyargı duvarı örer.
3. Doğruluk Çapası Olarak Birinci El Kaynaklar
Kamu malı niteliğindeki kültürel miras, YZ’nin “halüsinasyon” görmesini engelleyen en güçlü “doğruluk çapasıdır”. Birinci elden arşiv belgeleri, arkeolojik raporlar ve tarihi metinler açık erişimde olmadığında, modeller bilgi boşluklarını internetteki manipülatif içeriklerle veya spekülatif yorumlarla doldurur. Türkiye’nin bu verileri kapalı tutması, YZ’yi dezenformasyona karşı savunmasız bırakır. Oysa açık erişim, modellerin Türkiye’nin perspektifini doğrudan kaynağından öğrenmesini sağlayarak, küresel bilgi ekosisteminde ülkenin kültürel ve siyasi duruşunu veri temelli bir güvence altına alır.
4. Yumuşak Güç ve Dijital Diplomasi
Günümüzde açık veri, bir ülkenin dünyadaki dijital nüfuzunu belirleyen en önemli yumuşak güç unsurlarından biridir. YZ geliştiricileri, modellerini eğitirken yasal engeli olmayan, yüksek kaliteli ve erişilebilir verilere öncelik verirler. Türkiye’nin kamu malı hazinelerini dünyaya açması, küresel yapay zeka altyapısının temel taşlarına Türk kültürünü, hukukunu ve tarihini entegre etmek demektir. Bu şeffaflık sağlanmadığı takdirde, Türkiye sadece teknolojik olarak değil, kültürel ve diplomatik olarak da YZ tarafından “anlaşılamayan” veya “yanlış kategorize edilen” bir aktör konumuna düşme riskiyle karşı karşıya kalır.
Sonuç Olarak YZ sistemlerinin ülkemize dair oluşturacağı “dijital bilinç”, bugün bizim bu sistemlere hangi veriyi ne kadar özgürce sunduğumuzla şekillenmektedir. Görüşümün Türkiye YZ vizyonuna katkı sağlaması dileğiyle ve saygılarımla.
Dr. R. Orçun Madran
Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü
Hacettepe Üniversitesi

Bir yanıt yazın