Akademiden Notlar 46: Dijital Hakların Yönetimi

Yıllar önce Dijital Haklar Yönetimi (Digital Rights Management – DRM) ile ilgili bazı çalışmalar yapmıştım. Bunlar daha çok ticari platformlardaki kullanımlar ile ilgiliydi. Bu hafta Akademiden Notlar’da konuyu farklı açılardan değerlendireceğiz ve hali hazırda telif haklarına saygılı son kullanıcıyı DRM ile cezalandırıyor mu, DRM, kaynaklara erişimi daha da zorlaştıran bürokratik işlemler zincirine mi dönüşüyor ve sosyal araçlar kullanılarak bu süreç kolaylaştırılabilir mi sorularına cevap arayacağız.

Yayının Podcast sürümü için tıklayınız.

Açık Erişim Haftası 2020

Uluslararası Açık Erişim Haftası bu yıl 19-25 Ekim tarihleri arasında “Yapısal Eşitlik ve Kapsayıcılık İnşa Etmek Amacıyla Açık Erişim” teması ile tüm dünyada kutlanacak. Pandemi nedeniyle etkinliklerin çevrimiçi olarak gerçekleştirileceği hafta ile ilgili web sitesine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilir, Türkiye’de gerçekleştirilecek etkinleri takip edebilirsiniz.

http://ae2020.acikerisim.org/

Yükseköğretim Kurumları Dersleri Platformu Açıldı

YÖK 27 Mart 2020 tarihinde yaptığı bir duyuru ile Yükseköğretim Kurumları Dersleri Platformu adlı bir portalı yayına açtı. Bu portalda şu an Türkiye’de açık öğretim fakültesi bulunan üç üniversitenin dersleri ile birlikte Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden dersler yer alıyor. Portala hızlıca bir göz atma fırsatım oldu. Bu yazıda özellikle telif hakları açısından açık lisansların kullanılması ile ilgili bazı önerilerde bulunmak istiyorum.

Okumaya devam et “Yükseköğretim Kurumları Dersleri Platformu Açıldı”

“Eski MEB” çevrimiçi, “Yeni YÖK” çevrimdışı!

Fırsat eşitliğini bozabileceği kaygısı ile YÖK çevrimiçi derslerin yapılmamasını istiyor. MEB ise ikinci haftadan itibaren çevrimiçi öğrenme ile devam edileceğini açıklıyor. Normalde tam tersi olur diye bekliyor insan değil mi?

Uzaktan eğitim ve e-öğrenme uzun yıllar boyu Türkiye’de yüksek öğretimde kullanıldı. Yüz-yüze dersler ile birlikte de uygulandı. Ters-yüz edilmiş sınıflar, harmanlanmış öğrenme yöntemi halen kullanılmaya devam ediyor üniversitelerimizde.

YÖK, son yıllarda kendini YENİ YÖK olarak tanımlıyor. Bakış açısında farklılıklar olduğunu dile getiriyor. Ben böyle olağanüstü bir durum için eğitimin devam edeceği bir senaryo hazırlamasını beklerdim YENİ YÖK’ten. Ancak bunun tam tersini yaparak çevrimiçi ders yapılmayacak dedi.

Uzaktan eğitimin mutlaka etkileşimli yapılması gerekmiyor; çok farklı teknikler ve araçlar var. Neredeyse 20 yıldır bu işin içinde aktif olarak yer alıyorum. Her yapıdaki üniversite için farklı bir senaryo bile hazırlanabilir(di), çözüm üretebilir(di).

YENİ YÖK bu planlamayı görece çok az kaynakla yapabilirdi. Şimdiki gibi bir salgın hastalık ya da yaşanabilecek bir doğal afet sonrası yüksek öğretimin devamını sağlayabilirdi. İnternet ile yaşadığımız topyekün dönüşümün bu aşamada kullanılmamasını anlamak mümkün değil.

Halen geç değil, vizyonu olan, teknolojiyi takip eden, uzaktan eğitimi ve e-öğrenmeyi her yönü ile anlamış ve hazmetmiş bir ekip Türkiye’deki yüksek öğretim sürecini önemli ölçüde rahatlatacak kararlar alabilir. Yıllardır bu işi yapan kurumlarımız var; onlar model alınabilir(di)!

WordPress gururla sunar | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Yukarı ↑