Yükseköğretim Kurumları Dersleri Platformu Açıldı

YÖK 27 Mart 2020 tarihinde yaptığı bir duyuru ile Yükseköğretim Kurumları Dersleri Platformu adlı bir portalı yayına açtı. Bu portalda şu an Türkiye’de açık öğretim fakültesi bulunan üç üniversitenin dersleri ile birlikte Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden dersler yer alıyor. Portala hızlıca bir göz atma fırsatım oldu. Bu yazıda özellikle telif hakları açısından açık lisansların kullanılması ile ilgili bazı önerilerde bulunmak istiyorum.

Okumaya devam et “Yükseköğretim Kurumları Dersleri Platformu Açıldı”

Koronavirüs ile Mücadelede Açık Veri Şart

İtalya, Fransa ve İspanya’dan iyi haberler gelmiyor. Her üç ülkedeki doktorlar da önlemlerin alınmasının gecikmesinden yakınıyor ve bu konuda dikkatli olunmasını tavsiye ediyor. Türkiye’de halen yeterli sayıda test yap(a)mıyoruz, vakalar ile ilgili bilgi akışı şeffaf değil.

Hangi şehirde, hangi ilçede durum nedir bunu bilmiyoruz, bu veriler anonimleştirilerek #AçıkVeri olarak sunulmalı. Tabip Odaları, Eczacılar Birliği, Siyasi Partiler bu verilere ulaşabilmeli ve öneriler getirmeli, politika geliştirilmesine yardımcı olmalı.

Ortak akıl ile hareket etmemiz gereken bir dönemde sis içinde yön bulmaya çalışıyormuşuz gibi hissediyorum vatandaş olarak. Birçok kişinin olayın ciddiyetini anlayamamış olmasının nedeni bu diye düşünüyorum.

56. Kütüphane Haftası Bence Böyle Kutlanmalı

Yıllar sonra Kütüphane Haftası Türk Kütüphaneciler Derneğinin ve Kültür Bakanlığının ortaklaşa düzenleyeceği etkinlikler ile kutlanacaktı. Maalesef #Korona‘dan bu anlamlı buluşma da nasibini aldı. Hafta etkinlikleri iptal edilmiş olsa da bu hiçbir şey yapmayacağız demek mi?

İptal edilen Kütüphane Haftası süresince belirlenmiş tema çerçevesinde kişisel ve kurumsal güncelerde yazılar yazılabilir, canlı ve kaydedilmiş videolar yayınlanabilir, podcastler dinleyiciler ile buluşabilir. Bence çok da güzel olur.

Çevrimiçi ortama iyice alıştığımız bu günlerde herkes elinden geldiği kadarıyla “Şehir Kültürü ve Kütüphaneler” temasına uyan (ya da uymayan) içeriklerle #Kütüphane2020 etiketi altında 30 Mart- 05 Nisan 2020 tarihleri arasında paylaşımda bulunsun. Bence buna ihtiyacımız var 🙂

“Eski MEB” çevrimiçi, “Yeni YÖK” çevrimdışı!

Fırsat eşitliğini bozabileceği kaygısı ile YÖK çevrimiçi derslerin yapılmamasını istiyor. MEB ise ikinci haftadan itibaren çevrimiçi öğrenme ile devam edileceğini açıklıyor. Normalde tam tersi olur diye bekliyor insan değil mi?

Uzaktan eğitim ve e-öğrenme uzun yıllar boyu Türkiye’de yüksek öğretimde kullanıldı. Yüz-yüze dersler ile birlikte de uygulandı. Ters-yüz edilmiş sınıflar, harmanlanmış öğrenme yöntemi halen kullanılmaya devam ediyor üniversitelerimizde.

YÖK, son yıllarda kendini YENİ YÖK olarak tanımlıyor. Bakış açısında farklılıklar olduğunu dile getiriyor. Ben böyle olağanüstü bir durum için eğitimin devam edeceği bir senaryo hazırlamasını beklerdim YENİ YÖK’ten. Ancak bunun tam tersini yaparak çevrimiçi ders yapılmayacak dedi.

Uzaktan eğitimin mutlaka etkileşimli yapılması gerekmiyor; çok farklı teknikler ve araçlar var. Neredeyse 20 yıldır bu işin içinde aktif olarak yer alıyorum. Her yapıdaki üniversite için farklı bir senaryo bile hazırlanabilir(di), çözüm üretebilir(di).

YENİ YÖK bu planlamayı görece çok az kaynakla yapabilirdi. Şimdiki gibi bir salgın hastalık ya da yaşanabilecek bir doğal afet sonrası yüksek öğretimin devamını sağlayabilirdi. İnternet ile yaşadığımız topyekün dönüşümün bu aşamada kullanılmamasını anlamak mümkün değil.

Halen geç değil, vizyonu olan, teknolojiyi takip eden, uzaktan eğitimi ve e-öğrenmeyi her yönü ile anlamış ve hazmetmiş bir ekip Türkiye’deki yüksek öğretim sürecini önemli ölçüde rahatlatacak kararlar alabilir. Yıllardır bu işi yapan kurumlarımız var; onlar model alınabilir(di)!

WordPress gururla sunar | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Yukarı ↑